3. göz olarak da nitelendirilen epifiz bezi, birçok gizemi içerisinde barındırıyor. Peki epifiz bezinin gizemi nedir?

Epifiz bezi, fasulye’den daha ufak bir organdır. Beynin sağ ve sol loblarının arasında yer alan epifiz bezi, melatonin dengesini sağlar. Vücudumuzun biyolojik saatini ayarlayan bu bez karanlık ortamlarda daha aktif çalışıyor.

Antik Yunan’da 3. göz olarak kabul edilen epifiz bezinin o dönemlerde daha çok kullanıldığını savunan bilim insanları mevcut. Antik Yunan dönemlerinde bu bezin şimdikinden daha büyük olduğu savunuluyor. Bu evrimleşmenin sebebi ise bazı devletlerin bilinçli olarak içme sularına sodyum floridin katılması ve diş macunlarına florun katılması olduğu savunuluyor.

Doğum ve ölüm anında olağanüstü aktiflik gösteren Epifiz Bezinin DMT (dimetiltriptamin) yani ruh molekülü salgıladığı saptanmış. Bu da demek oluyor ki epifiz bezinin ruh ile beden arasında bir köprü görevi gördüğü, dış dünyayla bağlantısının olduğunu düşünebiliriz.

Ek olarak bazı yazarlar ve bilim insanları Epifiz Bezi hakkında şu sözleri söylemiş;

“Antik zamanlarda epifiz bezi çok fazla kullanılıyordu ve bu sebepten şimdiki boyutuna göre çok daha büyüktü. Ancak yıllar geçtikçe, epifiz bezinin nasıl kullanıldığı unutuldu ve artık kullanılmamaya başlandı. Bu nedenle de şimdiki boyutuna kadar evrimleşti.” 

Ve aynı zamanda Decartes, beynin merkezinde bulunan ve epifiz bezi denilen küçücük organı ruhun bulunduğu yer olarak kabul etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir